, ,

Cafer Aktürk: Kademeli imar doğru ve adil yöntemdir

“Bireysel yapılaşmaya 0,50, 0,60 bir emsal verdiğinizde, 200 metrekarelik bir arsada 120-150 metrekarelik inşaat yapabilirsiniz dediğinizde orayı kitlersiniz. Ki şu an bu imar planlaması kitlenmiş vaziyette”

Cafer Aktürk: Kademeli imar doğru ve adil yöntemdir

“Bireysel yapılaşmaya 0,50, 0,60 bir emsal verdiğinizde, 200 metrekarelik bir arsada 120-150 metrekarelik inşaat yapabilirsiniz dediğinizde orayı kitlersiniz. Ki şu an bu imar planlaması kitlenmiş vaziyette”

Cafer Aktürk: Kademeli imar doğru ve adil yöntemdir

2019 Yerel Seçimlerinde CHP İstanbul Ümraniye Belediye Başka Adayı olan Cafer Aktürk, hem seçim döneminde, hem de seçim sonrasında bölge halkının imar sorunlarının çözümü için yoğun çaba sarf eden; imar planlamasıyla ilgili bilgi ve projelere sahip önemli bir isim. Bilindiği üzere Şinasi Öktem’den bu yana,  sosyal demokrat adaylar Ümraniye’de seçim kazanamadı. Son seçimlerde Cafer Aktürk ile CHP oyunu önemli ölçüde artırdı. Bu yeni durum sosyal demokrat bir Ümraniye için ümit verdi. Cafer Aktürk, imar sorunları ile ilgili eleştiri ve projelerini, Ümraniye24’ün editörü Murat Nergiz’e anlattı.

M. Nergiz- Ümraniye’de uygulanacak imar planlamasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Yıllardır çalışan nüfusun yoğunluklu oturduğu bölgelerde imar planlanması yapılmadı. 2b ve çeşitli nedenler ile mahkemelik duruma düşürülen vatandaşların;  yasal sebeplerden kaynaklı mülkleri üzerindeki tasarruflarını değerlendirme hakları ellerinden alınmıştı. Süreç uzatıldıkça uzatıldı. Bir de şu nokta var: Akp bu sorunu 4 – 5 dönemdir bir seçim malzemesi haline getirmiştir. Bu sıkıntıyı bir oy kaynağı olarak görmüştür. Her seçim döneminde aynı vaatte bulunarak ; “tapularınız kasada duruyor seçimden sonra elinizde” diyerek sorunu bugünlere kadar kadar taşımıştır. Halkın doğru bilgilendirilmemesinde muhalefet partilerinin de kusuru var, çünkü bu sorunu kendi çıkarları için kullanmalarına engel olmamız gerekirdi. 2019 yerel seçimlerinde bunun altını özellikle çizdik. Dolayısıyla AKP imar sorununu seçim malzemesi olarak gördüğü içinde halkın bu sorununu çözememiştir/çözmek istememiştir. Bu arada kuralına göre yapılmamış her yapı deprem açısından büyük risk taşımaktadır. İnsanlarımızın deprem riskine karşın korunması için bir imar planlaması yapılması başlangıç için bir zorunluluktur. Kötü bir planlama bile, insanımıza kısmen çare olabiliyorsa bizim için iyidir. Sonra iyisini bulmak için çaba sarf edilir. Askıya çıkan imar planları bizim için nitelik ve yöntem açısından sorunludur.

M. Nergiz -Neden sorunludur? Belli başlı başlıklarla açıklar mısınız?

Ümraniye’nin üç bölgesinde mevcut yönetimle birlikte daha önceki yönetim zamanında başlanmış olan imar çalışmaları belli bir noktaya getirilmiş durumdadır. Hayata geçmek üzere şu anda askıda, kimileri ’de, kimileri çıktı, kimileri itirazlar içinde değerlendiriliyor. Bu nedir işte? Bu 5,5mahallesiyle Kazım Karabekir, İnkilap, Dumlupınar, , Hekimbaşı, ; 7 mahallede dediğimiz Adem Yavuz, Aşağı Dudullu, Cemil Meriç, Huzur, Ihlamurkuyu, Parseller Yukarı Dudullu ve bir de Yenişehir dediğimiz ( eskiden Site Mahallesi olarak bilinirdi. Yenişehir adını aldı) bölge kapsayan imar çalışması yapıldı. Bu imar çalışmalarında bile adaletsizlik söz konusu. Çarpık yerleşim bölgelerinde imar çalışması yapmanın kolay olmadığını biliyoruz. Herkesi mutlu etmenin de kolay olmadığı gerçeğini göz önünde bulundurarak, yine de asgari müştereklerde insanımızı mutlu edecek bir imar planlaması yapılabilirdi. Örnek vermem gerekirse: Kazım Karabekir’de ada bazlı bir imar planlaması yapıldı. Bunun anlamı vatandaşın kendi bireysel konutunu yapma hakkını engellenerek, vatandaş mağdur edilmiştir. Ada bazlı bir imar çalışması yaptığınız takdirde, bir adanın içinde 30 parsel var diyelim. Bir apartmanda bazen birden çok ev sahibi olabiliyor. Belki üst üste koyduğumuzda kabaca 50-60 kişiden bahsediyoruz. Bu kadar insanı buluşturup anlaşmaya ihtiyacınız var. Verilen emsal oranlarına bakıldığında burdan çözüm çıkması mümkün görünmüyor. Örnek vermek gerekirse: kişinin 5 katlı apartmanı var. Yeni imar planına göre size iki daire vereceğiz diyorsunuz. O apartmanda dört malik söz konusu ise nasıl uzlaşı sağlayacaksınız? Kişinin oturacağı alanın metrekaresi mevcut planlamayla kayba uğruyor; bu imar planlamasının doğru ve adil olmadığını gösterir. Daha önce önerdiğim kademeli imar uygulaması bence adil ve doğru olan yöntemdi. Kademeli imar ile sağlıksız yapıların daha hızlı dönüşümü de mümkün olacaktır.

M. Nergiz- Kademeli imar nedir?

Cafer Aktürk- Kademeli imar, 5 parsel bir araya geliyorsa beş parsel ya da iki parsel anlaşıyorsa kendi aralarında iki parselin kendi konutunu inşa etme hakkıdır. Bireysel yapılaşmaya 0,50, 0,60 bir emsal verdiğinizde, 200 metrekarelik bir arsada 120-150 metrekarelik inşaat yapabilirsiniz dediğinizde orayı kitlersiniz. Ki şu an bu imar planlaması kitlenmiş vaziyette.

M. Nergiz- Kısaca bu imar planı bir soylulaştırma planı mı? Vatandaşın kaygısı şu: Biz buranın onca yıl çilesini, çamurunu çektik sefasını başkasını mı sürecek?

Cafer Aktürk- Vatandaşın bu konuda endişe duyması haklı nedenlere dayanıyor. Mülkiyet hakkı kutsaldır. Kişinin bu hakkına dokunmamak gerekir. AKP’nin bu son dönemlerine geldiğimiz süreçte, akşamdan sabaha bir kararnameyle bir bakmışsınız ki yaşadığınız bölge riskli alan ilan edilmiş. 5,5 mahalleyi oluşturan kazımkarabekir bölgesinin, o dönem muhtarlarla toplantı yapan belediye başkanı, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanıyla görüştüğünü ve o bölgenin “riskli bölge” ilan edileceğini söylemişti. Yani o bölgenin depremde yıkılma riskinin yüksek olduğu öngörülmüş. O derece risk barındırıyor ise yirmi yıldır neden çivi bile çaktırmadılar. Riskli bölge ilan edilmesinden sonra yasal olarak oranın kamusal ihtiyaçları olan elektriğini, doğal gazını, suyunu kesmek zorundasınız. O bölgede yaşayanları risksiz bir alana kiralarını ödemek şartıyla taşımak zorundasınız. 700 hektarlık bir alanı “riskli bölge” ilan etmek akla ziyan bir karardır. Bu uygulamanın doğru bir yöntem olmadığını anlatmak için 2019 yılında sahaya çıktık. Yerel basından arkadaşlarla bir araya gelerek bu konuda bir basın açıklaması gerçekleştirdim. Yanlış olan bu uygulamanın durdurulması için mahalle toplantılarıyla vatandaşı bilgilendirdik. Bu konuda kararlı duruşumuzdan dolayı geri adım attılar. Daha küçük bir alanı “riskli bölge” ilan ettiler. “Riskli bölge” ilan ettikleri alan Elmalıket’te yeşil ve az sayıda yapının olduğu bir arazidir. Boş arazi “riskli bölge” ilan edilemez. Elmalıkent’te vatandaşlar ile yaptığımız toplantılar sonucu bölge halkının biraraya gelerek bir dernek kurup ve bu şekilde haklarını aramaları gerektiği kararı oluştu. Kurulan dernek ile ciddi bir mücadele verildi. Orada yaşayan vatandaşlarımız kurulan bu dernek marifetiyle yürütmeyi durdurma davası açtılar ve bunun neticesinde ilk defa bir cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin yürütmesi durduruldu. Neden? Çünkü bir temele dayanmıyordu. “ben yaptım, olacak” dayatması hukuka aykırıdır. Gerçi rahat durmayacaklar ve ellerindeki kamusal gücü kullanarak bu inatlarına devam edeceklerdir.

M. Nergiz- Peki vatandaşın bu konuyla ilgili soru ve sorunlarına yardımcı olacak bir hukuk birimiz var mı?

Cafer Aktürk- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Elmalıkent ve Tepeüstü’nde iki ofis açtı. Vatandaşlarımız imar planlamasıyla ilgili her türlü sorularına ve sorunlarına çözüm noktasında bilgi alabilecektir. Ümraniye Belediyesi tarafından hazırlanan imar planları Büyükşehir Belediyesine sunulur ve Büyükşehir Belediyesi Meclisinde onaya sunulur. Meclis çoğunluğu zaten AKP’de olduğu için karar bir şekilde çoğunluk kararı olarak onaylanır. Ama bizde genel olarak partizanca bir tutum sergilemeyiz. Aslolan bölge insanımızın çıkarıdır. Kazım Karabekir’de de bu yaklaşım ile oybirliği ile imar kararı çıktı. Hatta 2019 yerel seçim sürecinde sayın Cumhurbaşkanı Ümraniye Haldun Alagaş spor tesisi önünde bir cuma günü yaptığı seçim konuşmasında “pazartesi günü gidip imarınızı alıp evinizi yapmaya başlayabilirsiniz” dedi. Ben de pazartesi günü Elmalıkent’ten bir vatandaşımıza, “gidin belediyeye yazılı olarak başvurun. İmar durumu isteyin. Evinizi yapıp yapamayacağınızı öğrenin” demiştim. Belediye, başvuruyu kabul etmek istemedi. Ama sonra kabul etmek zorunda kaldılar. Çünkü yasal olarak vatandaşın başvurusuna yanıt vermek zorundalar. 15-20 gün sonra Cumhurbaşkanının seçim meydanında söylediklerini red etmek zorunda kaldılar. Halkı sürekli kandırarak bir sonuç almak mümkün değil, doğru da değil. Bu tür yerleşik yapıların olduğu bölgelerde, vatandaşa gerektiğinde kendi yaşadığı evi yenileme olanağı ağlanmalıdır. Ama halka ada bazlı imar planlamasını dayatırsanız , burda yaşayan nüfusun % 80’i ya da daha fazlasının burda yaşama şansını ortadan kaldırırsınız.

M. Nergiz- Peki bu ada bazlı imar planı bunun için yapılıyor olabilir mi? Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımında sonra artan nüfus , büyük sermaye gruplarının gelmesi ve Finans Şehir’in Ümraniye’ye dahil olmasının bu imar planına etkisi var mı?

Cafer Aktürk- Mutlaka etkisi vardır. AKP’nin şehre, rant odaklı bir yaklaşımı var. Şehri betona gömmelerine rağmen hala bu yolda ısrar ediyorlar. Güzelim Atatürk Havalimanı’nı bile ne hale getirdiler. Uluslararası camiada en iyi hava alanlarından biri olmasını umursamadılar. Kazım Karabekir, Tepeüstü ve Yenişehir, Anadolu Yakasının Maslak’ıdır. Bu denli önemli ve değerli bölgelerdir. 1960’tan bu yana bölgenin bütün zorluğunu, susuzluğunu, çamurunu, çilesini burada yaşayan vatandaşlarımız çekmiştir. Burada yaşayan bu insanlarımız , kendilerinden sonra gelecek çocuklarına bırakabilecekleri yegane mirastır bu evler. Çünkü işçilerin yoğun yaşadığı bölgelerdir buralar. Bunca zamandır insanların oylarını aldınız ve neden çocuklarının hakkı olan rantına göz koyuyorsunuz? Burada yaşayan insanların hakkını teslim edin. O bölge üstünde hak iddia eden kişiler türedi. Osmanlı torunu olduğu iddiasıyla o bölgenin kendine ait olduğu iddia eden kişiler var. 30 yıldır bitmek bilmeyen bir mahkeme süreci var. 30 yılda nasıl sonuçlanmaz bir dava? Ülkemizden en iyi korunanların başında gelir tapu kayıtları. Bu kayıtlar devletin elinde vardır. Ki sonuçta iddia sahiplerinin elinde kayıtları varsa bir masada oturup bir uzlaşma sağlanır. Hem zaten bölgedeki insana 2b tapularını parayla dağıtmışsınız. Bu kadar çözümsüz meselelerle vatandaşı zorda bırakmak doğru değildir. Yani bir çözüm iradesi göstermesi gerekir devletin. Rantı kendine veya yandaşına değil de, orada yaşayan vatandaştan yana koyarsanız bu mesele çözülür.

M. Nergiz- Vatandaşımızın sorunu nasıl çözüme kavuşacak?

Cafer Aktürk- Merkezi iktidar elinizde olmadığı sürece bu konuda vatandaşın derdini çözmek kolay değil. Akp bu meseleyi çözümsüz bırakarak,siyasal şantaj malzemesi haline getirmiştir. Tıpkı 3600 Ek Göstergesi gibi. Yasayı çıkarıp neden 2022’nin sonuna bıraktınız? Neden şimdiden yürürlüğe koymuyorsunuz? Bunu bile bir seçim malzemesine dönüştürdüler. Yıllardır bu konuda bir mağduriyet yaşıyor insanlarımız ve sonunda çözüm getirip (çözüm olacak mı o da şaibeli) onu da erteliyorsunuz. İmar planlanmasıyla ilgili meseleyi de böyle ele alıyorlar. Vatandaşımız bu konuda umutsuzluğa düşmemeli; çünkü umutsuzluk çöktüğü zaman zaten kaybetmiş sayılırsınız. Bu konuda partili dostlarıma da zaman zaman söylerim, “sizin içinizde de umutsuzluk olsa bile bunu dışarıya yansıtmayın. Umudu olanın gücünü kırarsınız” diye. Ben umutluyum. Önümüzdeki seçim sürecinde vatandaşımızın sorunlarını seri bir şekilde çözüme kavuşturacağız. Son seçimde Ümraniye’de seçimi kazansaydık vatandaşımızın imar sorununu Büyükşehir Belediyesi ile birlikte çözerdik. Vatandaşın bu konudaki iradesine saygı duyacağız. Gösterdiği iradenin sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Oysa bu konuda Ümraniye Belediyesi, bölge insanın taleplerini dinleyip, tartışıp, uzlaşıp , asgari müştereklerde buluşsaydı, biz sonuna kadar onları desteklerdik. Çünkü bizim için öncelik Ümraniye’de yaşayan insanımızındır. Onların çıkarlarına hizmet eden Ak Parti belediyesi de olsa gözümü kırpmadan destekleriz. Çünkü rant ne kadar büyük olursa olsun orada yaşayan insanlar için anaların ak sütü kadar helaldir. Böyle düşünüyoruz.

M. Nergiz- Belediye başkanımız İsmet Bey, inşaat mühendisliğinden mezun olmuş, müteahhitlik ve Kiptaş’ta uzun süre genel müdürlük yapmasını göz önünde bulundurursak bu imar planlamasında vatandaşın çıkarına hizmet eden hiçbir şey yok mu?

Cafer Aktürk-Kuşkusuz var. Sonuçta imar planlaması yapılması şarttı. İmar planlaması olmadan önceki durum, örneklersek, bankada paranız var ama bloke olduğundan dolayı harcayamıyorsunuz. Elinizde imkan var ama bu imkandan yararlanamıyorsunuz. Kazım Karabekir’de çivi bile çakılamaması bu anlamdadır. Ama adil bir planlama yapılsaydı bölgede yaşayan insanımızın çıkarına hizmet edebilirdi. Bunu yapacak güçleri vardı. Maksimum fayda edebilecekleri bir imkan varken bunu yapmadılar. Neden daha iyisini yapmadıklarının takdirini Ümraniyelilere bırakıyorum.

M. Nergiz- İmar planlanmasını bir seçim şantajı olarak mı kullanıyorlar?

Cafer Aktürk- Evet. Mesela Kazım Karabekir’de emsal 2,15 olarak belirlendi. aslında bakarsanız fena bir rakam değil. Bence Ada bazlı olarak değil de, etap olarak, kademeli olarak planlanmalıydı . Donatı alanı içinde kalan vatandaşlar içinde hemen yakınındaki adanın içinde 2.15 emsalle aynı hakka sahip olabiliyorlar. Bu güzel uygulama ama Yenişehir’deki planlamaya baktığımızda, orda donatı alanında kalan vatandaşları için emsal 1,5 olarak gösteriliyor. Burda insanın aklına ister istemez seçimde az oy aldığı yerlerde böyle bir haksız uygulama yapması o bölgedeki insanımızı Ak Parti Belediyesi bizi cezalandırıyor düşüncesini akla getirmiştir. Bu yüzden eskiye göre daha kötü bir şey yaptılar.

M. Nergiz- Neden kötü?

Cafer Aktürk – Mesela su havzasında olup da sorunsuz olan parsellerde eskiden gidip imar izni alınca 1,3, 1,4 emsalle kendi yapınızı yapma hakkınız vardı. Su havzası olması dolayısıyla düşüktü. Ama bugün Adem Yavuz, Aşağı Dudullu, Cemil Meriç, Huzur, Ihlamurkuyu, Parseller ve Yukarı Dudullu imarı etaplara böldüğü için, daha önce 1.3 olan bireysel emsal değerini 0.65’e düşürdüler. . Yani vatandaş imar hakkını yarı yarıya kaybetti. Bireysel olarak imar yapma hakkının önünü kestiler. Haliyle vatandaş yarı yarıya zararlı çıktı.

M. Nergiz – Ihlamurkuyu’da, İski’nin burası su havzasıdır raporunu doğrultusunda bir imar planlanması yapıldığı doğru mudur?

Cafer Aktürk- Evet, suyunu kullandığımız Elmalı Barajı bu bölgeye çok yakın.

M. Nergiz- Peki ama bu belirlenen emsal rakamlarını aşan siteler yapıldı. İtiraz dilekçelerinde Ağaoğlu ve Sinpaş konutlarını örnek veriyorlar

Cafer Aktürk- Ben bu konuda vatandaşımızın mağdur edildiğine yüzde yüz inanıyorum. Etaplara mahkum etmeden, hak kaybına uğramadan kendi imar haklarını kullanabilmeliydiler. Yıllar önce de burası su havzasıydı ama belediye buna rağmen kendi yandaş firmalarına bu raporu umursamadan dilediği sayıda kat çıkabilme hakkını vermiştir. Şimdi kalkıp burda yaşayan insanlara, burası su havzası, şu emsalin üstüne çıkamazsınız dediğiniz zaman adalet duygusunu zedelemiş olursunuz. Zamanında Ağaoğlu’nun yapımına da, dere yatağına konut yapan Sinpaş’a da izin vermeyecektiniz. Bu yüzden haklıdır vatandaşımız. Kazım Karabekir bölgesinde de insanlar şöyle bakıyor. İnkilap mahallesinde yirmi kat çıkma hakkını neden bana da vermiyorsun , diyorlar. Haklı vatandaş. Ya inkılap Mahallesine yirmi kat hakkı vermeyeceksin ya da Kazım Karabekir’de de vatandaşa bu hakkı tanıyacaksın. Yani yolun bir yanına 14 kat, bir yanına 5 kat hakkı vermenin akılla, vicdan ile bağdaşır bir yanı bulunmamaktadır.

M. Nergiz- Ama Ağaoğlu’nun sahip olduğu arazi tapulu ve ruhsatlı olması ona bu hakkı verir mi?

Cafer Aktürk- Ruhsatlı, tapulu olması onu su havzası alanın dışına çıkarmıyor. Ama şöyle yapılabilirdi 1.6 kadar çıkartılabilirdi emsal kararı. Vatandaşı etaplara mahkum etmeden bireysel olarak yapısını yenileme şansı verilebilirdi. Önümüzdeki seçimde biz parti olarak iktidara geldiğimiz takdirde, bu sorunlu bölgelerdeki rantları, vatandaşlarımızın daha iyi faydalanacağı imar revizyonu ile yeniden düzenleyeceğiz. Buna ihtiyaç var çünkü. Ben Anadolu'dan gelen insanım. Bir gecekonduda yaşamanın ne olduğunu çok iyi biliyorum. Yıllarca gecekondularda yaşayan insanların ne zorluklar çektiğini de çok iyi biliyorum. Buradaki rantın belli bir sermaye grubuna gitmesine gönlüm razı olmaz. Yetki bende olduğu takdirde zaten buna izin de vermem.

M. Nergiz- Bu imar sorunuyla ilgili veya başka sorunlarımızla ilgili millet ittifakının ya da 6’lı masanın diğer partileriyle bir araya geliyor musun? Görüş alışverişinde bulunuyor musunuz? Görüşmüş olsanız bile bunun sokağa pek yansımadığını görüyoruz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Cafer Aktürk- İlçe başkanları bu konuda kendi aralarında görüşmeler elbette yapıyor. Benim listemden dört İyi Parti’li Meclis Üyesi şu an görevlerinin başındadır. İki ayrı partiyiz; bu yüzden zaman zaman doğal olarak her konuda aynı fikri savunmamız mümkün olmayabilir. Bu da çok doğal ama biz muhalefet olarak asgari müştereklerde yan yana durmanın gayreti içindeyiz. Sık sık kendi aramızda istişarelerde bulunuyoruz. Ve ittifak altı partiye doğru büyüdü. Kabul edelim ki ikinci dünya savaşından beri en büyük ekonomik, siyasi krizle karşı karşıyayız. Bu bağlamda ülkenin bu krizden, enkazdan çıkması için bu altı partinin bir araya gelmesini çok değerli buluyorum.

M. Nergiz- Artık siyaset haftalık grup toplantıları, basına verilen demeçler ya da twetter’dan atılan tweet’lerle sınırlandı gibi. Kısaca halkın sokakta veya diğer partileri görebilmesi için seçimleri mi beklemesi gerekiyor?

Cafer Aktürk- 4 yıl önce hak verirdim size . Ancak şu son dört yıllık süreçte, pandemi süreci de dahil; Millet İttifakı’nın diğer partileri de dahil; genel başkanından, milletvekili, meclis ve parti üyelerine kadar sokakta olduklarını ve esnafın ve vatandaşın dertleriyle yakından ilgilendiklerini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kısaca 4 yıl önceki CHP yok artık.

M. Nergiz- Önümüzdeki yerel seçimde CHP’nin belediye başkanlık seçimi kazandığı takdirde bu imar planlamasıyla ilgili çalışması var mı veya bu konuda vatandaşa ne söylemek istersiniz?

Cafer Aktürk- Bugünkü imar planlamasından daha adaletli bir düzenleme yaparız. Burda elbette seçilecek adayın niteliği, öngörüsü , izleyeceği politikalar süreci belirleyen en önemli unsurlardan biri. Ama her halükarda seçilecek olan başkanın bölgede yaşayanların çıkarları lehine adım atacağından kuşku duymuyorum.

M. Nergiz- Son yerel seçimde CHP ile AKP arasında 70 bin oya yakın bir fark vardı. Önümüzdeki seçimde bu farkın kapanacağını düşünüyor musunuz?

Cafer Aktürk- 2014 yerel seçimlerinde Chp % 29.5 oy almıştı. Son seçimde %37.5 oy aldık. Ve belediye başkanı seçimlerinin tekrar edilmesinden sonra Ekrem başkanla birlikte oyumuz %47.5 oranına kadar çıkmıştır. Dolayısıyla aradaki fark şu an itibariyle % 5’e kadar düşmüştür. Bu yüzden millet ittifakı yani CHP’nin bir sonraki seçimi kazanacağından emin olabilirsiniz.

M. Nergiz- Ak Parti belediyesinin yirmi yıla yaklaşan yönetimin olumlu, iyi bulduğunuz projeleri hiç mi olmadı? Varsa bizimle paylaşır mısınız?

Cafer Aktürk- Topyekün kötü bir belediyecilik anlayışına sahip olduğunu söylemeyi doğru bulmuyorum.Ama bu konuda iyi olanların da sayısı çok az olduğunu ifade etmeliyim. En iyi bulduğum projesi Üsküdar – Çekmeköy arasında açılan metroyu söyleyebilirim. Vatandaşımızın ulaşım sorununu kolaylaştırmıştır. Ümraniye’mize katkı sağlayan her uygulamanın sonuna kadar arkasındayız. Bu konuda partizanca bir tutum içinde olmayız. Mesela Ümraniye Çarşı’nın yayalaştırılması doğru bir projeydi, fakat bunu iyi organize edemediler. Aracıyla çarşıdaki esnaftan alışveriş yapan ve oradaki esnafa katkı sağlayan geliri kestiğiniz için oradaki esnaf bu esnaf gelir kaybına uğradı. Yolu kapatmakla yayalaştırma projesi tek başına başarılı bir uygulama olmuyor. Başka projelerle oranın gelir kaynağını yükseltmek gerek. Hatta arada kalan esnafları bu projeye katarak eskisinden daha iyi ve esnafın kazancını yükselten proje ve aktiviteler yapılabilirdi. Ne yazık ki öyle olmadı.

Ümraniye Belediyesinin size göre Ümraniye’ye en büyük kötülüğü nedir?

Cafer Aktürk- Ormanlık alanı yeşil alan sayarak hareket etmesi. Gerçekte Ümraniye yeşil alansız ve çarpık yapılaşmadan dolayı, Ümraniye şu an nefes alacak durumda değil. Biz seçim zamanı yaptırdığımız kamuoyu yoklamalarında, Ümraniye’de yaşayan gençler özetle: Ümraniye’de oturuyorum ama Ümraniye’de yaşamıyorum. Ne demek oluyor bu : Ümraniye’de evi var ama sosyal ihtiyaçlarını Kadıköy’de karşılıyor.

M. Nergiz- Ümraniye çarpık da olsa gelişmiş, ekonomisi güçlü bir ilçe ama sosyal hayat bakımında çok cazip değil. Siz bu ilçeyi gençler için cazip kılmak için neler yapmayı planlıyorsunuz?

Cafer Aktürk- Siz olanak yaratamazsanız , gençler de onlar için cazip olan semtlere gideceklerdir. Özellikle Chp’li belediyeler, Ataşehir, Kartal, Maltape ve Kadıköy bu konuda gençlerin buluşma noktası oldu. Çünkü bu konuda çok sayıda aktivite gerçekleştiriyorlar. Büyükşehir belediyemizin Atakent’te bulunan kültür merkezinde gerçekleştirdiği aktiviteler önemli ve bir ihtiyacı kısmen giderebilmektedir. Ümraniye çarşı, Kazım K. Karabekir, Dudullu, Ihlamurkuyu’nda insanları gençlerimizi mutlu edecek kültürel etkinlikler yapılmasına ihtiyaç var. Bizim projelerimiz arasında vardı. Bir de gecekondu bölgelerinde yaşayan insanlarımızın hepsi de etkin bir şekilde sosyal medya üstünden bu tür etkinlikleri duyması mümkün değil. Ne yapılması lazım? Bu etkinlikleri onların yaşam alanlarında gerçekleştirmek gerekli. Başkanımız Ekrem beyin başakanı olmasından sonra 2019’da ‘nin gezici tiyatro ekibi, vb. yerelerde çocuklar için tiyatro oyunları sergiledi. Bu bölge halkları için bir ilkti ve çok değerli idi. İlk defa tiyatro oyunu izleyen çocuklar vardı. İstanbul’da yaşamasına rağmen deniz yüzü görmeyen çocuklarımız var. Belediyenin parasını sırf betona harcamakla iyi bir belediye olamazsınız. İnsanların sosyal, kültürel ihtiyaçlarına da bütçe ayırmak gerek. Tepeüstü’nde Büyükşehir belediyesine ait yüzme havuzu var. Ama Ümraniye belediyesi gidip 500 metre yakınındaki Çakmakspor’un sahasını kapatıp oraya havuz açıyor. Havuzu olmayan onca bölgemiz olmasına rağmen. Böylesi garip ve iyi niyetten yoksun bir proje olamaz. Oraya harcanan paraya yazıktır . Bu çakmakspor’un sahası insanların sabah sporlarını, yürüyüşlerini yaptığı bir alan. Biz çocukluğumuzda, lise yıllarımızda her gün orda top oynardık. Bir sabah uyanıp baktık ki, polis barikatları ile sahanın etrafını çevirip sonrada sahayı dozerlerle yıktılar. Zaten polisle bir proje yapmaya çalışıyorsanız doğru bir proje yapmıyorsunuz anlamına gelir. Yazık günahtır. Şimdi Çakmakspor tesisini de Trabzon Parkı’nda inşa edip, ordaki yeşil alanı da katlediyorlar.

M. Nergiz- Son olarak ne söylemek istersiniz? Ümitli olalım mı?

Cafer Aktürk- Ben hayatım boyunca hiçbir zaman umutsuz olmadım. En zorlu zamanlarda bile umudu yeşertmek için çaba göstermek gerektiğine inanıyorum. Ne kadar zarar verirlerse versinler; ülkemizin zengin kaynakları ve insanımızın dirayetiyle ayağa kalkmasını biliriz. Kolay değil elbette bunca tahribatın, yolsuzluğun, kirlenmenin altından kalkmak ama mutlaka kalkacağız. Yalnızca bugün de değil; geçmişten günümüzde siyasetçilerin yarattığı onca tahribata rağmen bu ülke ayakta durmasını bilmiştir. Bundan sonra da becerecektir. Ama şunu altını çizmek isterim: ayakta durmak yeterli değildir! İnsanımızın yaşam standardını , Avrupa’da yaşayan insanların yaşam standartlarına getirmeliyiz. Bu yüzden şükretmek yetmez. Şükrettiğin şeyler zaten senin doğal hakkın. Neden bizim insanımız bir asgari ücretle çalışmaya mecbur kalsın. Avrup’da yaşayan insanlar dünyayı gezerken; bizim insanımız kendi ülkesinde bile tatil yapamıyor. Şükretmeyi, insanlarımız daha iyisini istemesin diye önüne inşa ettikleri bir sete benzetiyorum. Halbuki bizim insanımız daha iyisini, güzelini, kazançlısını hak ediyor.