Gezi davasının gerekçeli kararı açıklandı: Dinlemeler yasadışı

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi Davası ile ilgili gerekçeli kararında yapılan dinlemelerin hukuka aykırı olduğuna dikkat çekerek hükme esas alınmadığını belirtti. Mahkeme kararında somut ve kesin delil elde edilmediğini kaydetti.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi Davası ile ilgili gerekçeli kararında yapılan dinlemelerin hukuka aykırı olduğuna dikkat çekerek hükme esas alınmadığını belirtti. Mahkeme kararında somut ve kesin delil elde edilmediğini kaydetti.

Gezi Davası’nda 16 sanık “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”  suçundan ağırlaştırılmış müebbet istemiyle toplamda 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapis cezası ile yargılanıyordu.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Şubat tarihinde görülen Gezi Davası’nda 2.5 yıldır tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala ile birlikte 9 sanık hakkında beraat kararı vermiş, yurt dışında bulunan 7 sanığın dosyasının ayrılmasına karar vermişti.

MAHKEME: YAPILAN DİNLEMELER YASADIŞI

Mahkeme kararından bir hafta sonra gerekçeli kararını da açıkladı. Gerekçeli kararda ‘FETÖ’cü savcıların onayıyla yapılan dinlemelerin hukuk aykırı olduğuna, bu nedenle hükme esas alınmadığına, somut ve kesin delil elde edilemediğine dikkat çekilerek şöyle dendi:

“Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; kanuni zorunluluk nedeni ile hükme esas alınamayan hukuka aykırı tape delilleri haricinde kalan delillerin değerlendirmesi ile haklarında hüküm kurulan sanıkların; kamu düzeninin işleyişine karşı vahim nitelikte şiddet ve cebir içeren eylemlerde bulunan “marjinal grupları” ve “yasadışı sol örgütleri” yöneterek, yönlendirerek veya azmettirerek Hükûmetin icra kabiliyetini engelleyecek düzeyde bir girişimde bulunduklarına dair, mahkumiyetlerine yeter derecede hukuka uygun, somut ve kesin delil elde edilemediği…”

Mahkeme bu nedenle sanıklar Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Mehmet Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekci, Çiğdem Mater Utku Ve Mine Özerden Hakkında Anılan Suçlardan 5271 Sayılı Cmk’nin 223/2-E Maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verildiğini belirtti.

Kararda şu ifadeler yer aldı:

“Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Mehmet Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekci, Çiğdem Mater Utku Ve Mine Özerden hakkında 3713 sayılı TMK’nin 3. ve 5. maddeleri delaletiyle 5237 sayılı TCK’nin 37. Mad. yollamasıyla 312/1 maddeleri, 5237 sayılı TCK’nin 312/2 maddesi delaletiyle aynı kanunun 151/1 maddeleri (409 kez), 152/1-a maddeleri (315 kez), 152/1-f maddeleri (8 kez), 152/1a-f maddeleri, 152/1-a, 152/2-a, 149/1-a-c maddeleri, 151/1, 152/2-a, 174/1 maddeleri (5 kez), 151/1, 152/2-a maddeleri (24 kez), 152/1-a, 152/2-a maddeleri (6 kez), 151/1, 153/1 maddeleri, 152/1-a, 152/2-a, 174 maddeleri (6 kez), 152/1-f, 152/2-a, 174 maddeleri (2 kez), 152/1-a, 152/2-a, 149/1-a-c-d-h, 6136 SK’nin 13/2 maddeleri, 174/1 maddesi, 152/1-a, 152/2-a, 153/1, 153/2 maddeleri, 152/1-a, 149/1-a-c-d-h maddeleri, 86/1, 86/3-c-e, 87/3 maddeleri (5 kez), 2863 SK’nin 65/1 maddesi( Tab ve Kül Var Kor Kan.), 86/1, 87/3 maddeleri, 152/1-a, 149/1-a-c-d maddeleri, 152/1-a, 86/1, 86/3-c, 87/3 maddeleri, 53 ve 63 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle haklarında kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçların sanıklar tarafından işlediğine dair mahkumiyetlerine yeter derecede hukuka uygun, somut ve kesin delil bulunmadığından sanıkların anılan suçlardan 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlarına, bu gerekçelerle tutuklu sanık Mehmet Osman Kavala’nın başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal tahliyesine.”

‘ZEHİRLİ AĞACIN MEYVESİ DE ZEHİRLİDİR’

Mahkeme gerekçeli kararında dosya soruşturma aşamasında 5271 sayılı CMK’nin 135. maddesi kapsamında 53 adet dinleme kararının bulunduğunu ancak  bu kararların Yargıtay içtihatları ve “zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” ilkesi de gözönüne alındığında iddianameye konu tapelerin yasak delil mahiyetinde bulunduklarının kabul edildiğinin altını çizdi.

Kararda “Yine dosyamız kapsamında, aynı hukuka aykırı yöntemle soruşturma aşamasında verilen 5271 sayılı CMK’nin 140. maddesi uyarınca Teknik Araçla İzleme kararlarının da aynı gerekçelerle hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir” dendi.

TANIK MURAT PAPUÇ, İDDİANAME YAZILMADAN 3 GÜN ÖNCE SAVCIYA GİDİYOR

Mahkeme tanık olarak dinlenen Murat Papuç’un Gezi olaylarıyla ilgili sanıklar hakkındaki bilgi ve görgüsünün sorulduğunu ancak somut, elle tutulur bir beyanda bulunmadığı ifade edildi. Mahkeme Papuç’un sadece Gezi olayları sırasında aldığını iddia ettiği bir gaz maskesini, dosyamızın iddianamesi yazılmadan 3 gün önce ilgili Cumhuriyet Savcısı’na götürdüğünü, Cumhuriyet Savcısı’nın kendisini kolluğa yönlendirdiğini, kendisinin de 04/03/2019 tarihinde teslim-tesellüm tutanağı ile teslim ettiğini belirterek bu maskeyle ilgili mahkemeye gönderilen emniyet cevabında şu ifadelerin yer aldığı belirtildi:

“Kolluk cevabi yazısında da; “Bahse konu gaz maskesiyle alakalı olarak yapılan araştırmalarda, ne zaman ve kim tarafından ithalatının yapıldığının, nerede ve ne şekilde temin edildiğinin tespit edilemediğinin bildirildiği, bu şekilde tanık beyanında somut bir bulgu, bilgi, belgenin elde edilemediği.”

Kararda “mahkemede dinlenen tanıklardan Ercan Orhan Aydın ve Hasan Gül’ün beyanlarında da sanıklara atfedilen şiddet eylemlerine yönelik görgü ve bilgilerinin bulunmadığının, hatta tanıkların, ‘sanık Mehmet Osman Kavala’yı ilk defa huzurda gördüklerini beyan ettikleri’ tespit edilmiştir” dendi.  

OSMAN KAVALA’NIN GEZİ FİNANSÖRÜ OLDUĞUNA İLİŞKİN SOMUT DELİL YOK

Gerekçeli kararda Osman Kavala’nın Gezi eylemleri finansörü olduğuna ilişkin somut delil olmadığı belirtilerek şöyle dendi:

“Sanık Mehmet Osman Kavala’nın Gezi olaylarının finansörü olduğu yönündeki iddia üzerine dosya kapsamında MASAK raporunun alındığı, MASAK tarafından 18/01/2018 tarihli rapor incelendiğinde; Gezi olaylarının Açık Toplum Vakfı ve Anadolu Kültür A.Ş. üzerinden finanse edildiğini gösteren herhangi bir delilin sunulmadığı, sanık Mehmet Osman Kavala’nın ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılan Anadolu Kültür A.Ş.’nin Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim şirketi olarak kurulduğunun, şirketin genel kurul kararıyla kâr amacı gütmediğinin, elde edilen gelirlerin organize edilecek kültür etkinlikleri için kullanılmasına karar verildiğinin tespit edildiğinin, para transfer hareketlerinin 2005 yılı ile 2016 yılı arasında yapıldığının, bu hususun tablo şeklinde belirtildiğinin, ancak iddianamede iddia edildiği şekilde Gezi eylemlerinin öncesinde veya sonrasında hangi transfer ile kime ne surette finans sağladığının hiçbir şekilde izahının yapılmadığı bu nedenle Gezi eylemlerini finanse ettiği şeklindeki iddianın soyut ve havada kaldığı, ayrıca iddianamede sanık Mehmet Osman Kavala’nın Gezi olaylarına katılan şahısları finanse ettiği, eylemde kullanılacak malzemelerin temini için hesap numarası açtırdığını, masa, ses sistemi, yiyecek yardımında bulunduğunu, bu hususun tape kayıtlarında tespit edildiği iddia edilmiş ise de; hukuka aykırı delil olarak kabul ettiğimiz tape görüşmelerinde geçen eylemlere ilişkin hiçbir somut tespit ve belirlemenin de yapılmadığı, açılmış herhangi bir hesabın da tespit edilemediği, bu nesnelerin şiddet eylemlerinde kullanıldığını gösteren bilgi ve belgenin de bulunmadığı anlaşılmıştır.”