“Büyükşehir Belediye Başkanları Ankara Buluşması” nedeniyle başkentte bulunan 10 Büyükşehir Belediye Başkanı CHP Genel Merkezi’ne giderek Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer dışındaki tüm büyükşehir belediye başkanlarını katıldığı görüşme saat 11.30’da başladı. Ekrem İmamoğlu Tunç Soyer’in programa neden katılmadığı sorusuna gülerek, “İzmir sıcak, Ankara soğuk diye düşündü galiba” yanıtını verirken, Soyer’in daha önceden planlanan bir programı nedeniyle toplantıya katılamadığı öğrenildi.

Görüşmenin İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) hakkında ‘terör’ iddiasıyla özel teftiş başlatması ile tesadüf etmesi, konuyu buluşmanın ilk gündemi haline getirdi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu toplantı için genel merkeze gelişi sırasında gazetecilerin tam o anda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun teftişle ilgili açıklama yapmakta olduğunu söylemesi üzerine, “Ben sadece değer verdiklerimi dinlerim” dedi.

YAVAŞ: 11 BAŞKAN OLARAK AÇIKLAMA YAPACAĞIZ

Kılıçdaroğlu ile görüşme sonrasında büyükşehir belediye başkanları kameraların karşısına geçti. CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ile birlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan başkanlardan Mansur Yavaş, “Bizler CHP’li büyükşehir belediye başkanı olarak bazen 1 ay bazen 45 günde bir buluşarak, bilgilendirmek, dayanışma göstermek ve daha sonra yapacağımız faaliyetlerle ilgili karşılıklı görüş alışverişi yapıyoruz. Bildiğiniz gibi bugün Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin yıl dönümü. Bizler de bugünü bilerek seçerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıkıp kendisinin yolunda olduğumuzu ifade edelim aynı zamanda da yaptığımız çalışmaları anlatalım diye bugün burada toplanmış olduk. Birazdan Anıtkabir’e ziyarette bulunacağız. Ama bildiğiniz gibi yeni gündemler ortaya çıkmaya başladı. Bu gündemle ilgili mutlaka sorularınız olacak. Bizler de bugün toplantı sonunda ya da en geç yarın bu konularla ilgili 11 büyükşehir belediye başkanı olarak ortak kararlılığımızı gösteren bir açıklama yapacağız” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ‘terör teftişi’ başlatılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. “Öncelikle Atamızın Ankara’ya gelişinin yıl dönümünde Mansur başkanımın ev sahipliğinde bütün belediye başkanlarımızla burada olmanın gururunu yaşıyoruz. Umarım bu toplantımız hayırlara vesile olsun öncelikle” diyen İmamoğlu şunları söyledi:

TERÖRLE MÜCADELEYİ BİZ ÖĞRETECEK DEĞİLİZ: Sayın İçişleri Bakanının ifadeleriyle ilgili öncelikle şunu söyleyeyim. Teftiş doğaldır. CHP’li belediyeler olarak teftiş edilmekle ilgili hiçbir sorunumuz yoktur. Teftiş edilmiştir, edilecektir. Gelen her müfettişimizi de nasıl karşıladığımızı, nasıl ağırladığımızı bilirler. Sayın İçişleri Bakanının terörle ilgili mücadelesini biz ona öğretecek değiliz fakat yanlış giden bir takım unsurları teknik olarak aktarmak isterim. İçişleri Bakanlığı’nda oturan zat 12 Aralık günü TBMM’de konuşma yaptı ve İBB’de 557 terörist olduğunu iddia etti. Bir gün önce yaptığı konuşmada da Türkiye’de toplam terörist sayısının 160 olduğunu söylemişti. Şunu söyleyelim her verisi yanlış olan sayın bakana dair şunu hatırlatmak isterim. 12 Aralık’ta bu konuşmayı yapmıştı dün akşam itibariyle 2 hafta üstünden geçti. Bu 15 gün boyunca İçişleri Bakanlığı ne yaptı? Biz ne yaptık? Hiçbir şey duymadık açıkçası, hiçbir yazı almadık.

BAKANLIĞA KENDİM YAZDIM: İBB olarak bir kısım işlemler başlattık. İBB olarak devlet adabına uygun bir biçimde bu beyanı ciddiye alarak 15 Aralık’ta benim olurumla teftiş kurulunda bir araştırma ve gerekiyorsa bir soruşturmaya izin verdim. O gün itibariyle o çalışmayı da başlatmış olduk. Ortaya atılan ihbarı biz kurumsal olarak ne yapacağımızı bilerek hareket ettik. Aynı tarihte ise İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdık. Bizzat kendim bakanlığa ve bakanın kendisine yazı yazdık, bilgi istedik. Bir teröristle ilgili tespitiniz varsa herhalde bunu ciddiye almalıyız değil mi? Bakanlık buna hiçbir cevap vermedi. Uyuyan bakanlık dün saat 20.00 itibariyle bu uykudan uyanıp tweet atı. Tweet atarak hakkımızda bir soruşturma izni işlemini başlattığını duyurdu. Ben açıkçası devletin Twitter’dan soruşturma izni vererek başlatmasına ilk kez şahit oluyorum.

TEFTİŞ BÖYLE BAŞLAMAZ: Bu teftişin başlatma biçimi böyle olmaz. 15 gün sonra bir pazar akşamı böyle bir tweetle başlatmak aklına geldi. Acaba neden? Çünkü sayın Cumhurbaşkanı pazar günü konuştu. İstanbul’da danışma kurulunda konuştu, İstanbul ile ilgili içi siyaset dolu mesajlar verdi. Cumhurbaşkanının konuşmasından sayın bakan her zamanki gibi bir rol kapmak için ortaya çıktı ve böyle bir açıklama yaptı. Öncelikle İBB Başkanı olarak 16 milyonluk bir kentin başkanı olarak İstanbul’da 86 bin çalışanı olan bir belediye başkanı olarak bu açıklamayı kınıyorum. Başka bir boyutuyla kınıyorum. İçişleri Bakanlığı’nın açıklaması böyle. Burada bütün terör örgütlerinin kalın puntolu, kırmızı harfle reklamını yapan bir bakanlık. Bu açıklama biçimini de devlet adabına uygun olmadığını ve bu şekilde atılan adımı kınıyorum. Sizler yıllardır İstanbul’da görev yapan gazetecilersiniz. (İmamoğlu daha sonra Ankaralı gazetecilerin bu ifadesini hatırlatması üzerine, “Öyle söylediğimin farkında değilim çok özür dilerim” dedi.) Hangi biriniz sayı ile tespit yapıldıktan sonra bir bakanlığın teftiş başlattığını duydunuz?

İSTANBUL SEÇİMİNDE DE SANDIK GÖREVLİLERİNİ TERÖRİST İLAN ETTİLER: Dövizin artışı çıkışı buradan faydalananlar ortada. Bütün bu süreçler olurken, ‘Biz ne yapıyoruz, siz bunu görmeyin, biz başka bir gündem yaratalım ve oradan insanlar başka bir şeye odaklansın’ diye bir çaba içerisinde. Yol arkadaşlarımız biz sıkça terörist ilan edildiler. Açıkçası bu insanları bölen anlayışın ülkemize hiçbir katkı sunmadığını da belirtmek isterim. Aynı kişiler aynı kurumlar aynı şahsiyetler İstanbul seçiminde de bütün sandık görevlilerini terörist ilan ettiler. Binlerce insan. Ne oldu ucunda? Çaldılar, hırsız dediler. Günün sonunda elde var sıfır. Seçimin iptal öncesinde terörist ilan ettikleri kişilerle ilgili ne bir soruşturma yapıldı ne bir tutuklama yapıldı. Millet buna artık gülüyor. Üzüntü duyarak ifade etmek isterim ki bizler iki kere İstanbul’da halkın cevap verdiği, demokrasi dersi verdiği süreci yaşamış insanlarız. İstanbulla ilgili kim konuşuyorsa konuşsun dikkatli olmaya davet ediyorum.

UTANILACAK OLAN CEZAEVİNDEN RİCA EDİLEN MEKTUPTUR: (Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazdığı mektuba ilişkin soru yöneltilen İmamoğlu, Erdoğan’ın, “Utanmadan sıkılmadan mektup gönderiyor” sözlerine şu ifadelerle yanıt verdi: “Kıymetli ağabeyimiz Yılmaz Büyükerşan ağabeyime, ‘Mektup yazmak ne zamandır ayıp oldu bu topraklarda’ dedim. ‘Kalem arkadaşlığı iyidir’ dedi.Yanlış bilgilerle konuşan, ne yazık ki aldatılan bir cumhurbaşkanımız var. Ben büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin, kıymetli makamının yanlış şeyler söylemesini istemediğim için kendilerini bilgilendirmek zorunda hissettim. Ben ilk defa da mektup yazmıyorum. Şu anda bakanlık yapan birçok ismin makamında mektubum vardır. Tarihe not düşmeyi severim. Yanlış yapıldığında uyarmayı da severim. Resmi kayda bunları sokarım. Bunlar devletin hafızasında kalması gereken hususlardır. Sayın Cumhurbaşkanı eğer utanılacak bir mektup arıyorsa, ben hatırlatayım. 31 Mart seçimlerinde rakibim lehine cezaevinden rica edilen mektup utanılacak bir mektuptur. Benim mektubum hiç utanılacak mektup değildir. 16 milyon insan adına kendilerini uyaran bir uyarı mektubudur. Bundan sonra da yazmaya devam edeceğim.

BEN YARGI KURUMU MUYUM? (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklamada, “Polis katili olduğu tescil edilmiş, Bylock kullandığı tescil edilmiş kişilerin işe alındığı ve bunları kritik yerlerde görevlendirildiği” yönündeki açıklamalarına İmamoğlu şu ifadelerle yanıt verdi) Bunu ben desem normal karşılanabilir. ‘Polis katili olduğu, Bylock kullanan kişiler tespit edildi’ diyor. Ya ben istihbarat teşkilatı mıyım? Ben yargı kurumu muyum? Bunları tespit etmiş bakan yerinde oturuyor, gevrek gevrek de basının önünde söylüyor, o kişiler de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görev mi yapıyor? İçişleri Bakanı hemen görevinden istifa etsin. Görevini yapmayan İçişleri Bakanı o zaman. Ya görevini yapsın onları tutuklasın ya da benim 15 gün önce yazdığım mektuba cevap versin. 15 gündür bize bunu açıklamayan bugün bunu basın üzerinden açıklayan akıl ne biliyor musunuz? Biz onu hukuken söylemedik, siyaseten söyledik diyecekler yarın bir gün. Ama bu millet bunu affetmeyecek. Ayıptır. Derhal tutuklasınlar. Bugün gitsin tutuklasınlar. Yazı yazsınlar gereğini yapalım. Tutuklamak benim görevim değil, istihbarat teşkilatı değilim. Bu konuda yargıda bulunacak Adalet Bakanı ben değilim. Otursunlar İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı gitsinler sayın cumhurbaşkanına hesap versinler. Hesap verecek ben değilim.