Sanatla büyüyen çocukların sorumluluk duygusu gelişiyor

İKSV’nin kültür politikaları çalışmaları kapsamındaki sekizinci raporu, “Erken Çocukluktan Gençliğe: Sanatla Büyümek” başlığıyla Ekim 2019’da yayımlandı.

Sanatla büyüyen çocukların sorumluluk duygusu gelişiyor

İKSV’nin kültür politikaları çalışmaları kapsamındaki sekizinci raporu, “Erken Çocukluktan Gençliğe: Sanatla Büyümek” başlığıyla yayımlandı.

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feyza Çorapçı tarafından hazırlanan rapor, erken çocukluk döneminden itibaren sanat ile tanışmanın birey üzerindeki etkisini, gelişim psikolojisini temel alarak tartışmaya açıyor.

Rapor’un yönetici özetinde şu ifadelere yer veriliyor:

Aile ve okul hayatı dışında kalan serbest zamanlarda sanat etkinliklerine katılmanın çocuklar ve gençler (0-17 yaş) üzerindeki etkilerini gelişimsel bir bakış açısıyla ele alan rapor, çeşitli sanatsal disiplinlerin farklı gelişim dönemlerinde ne gibi beceriler kazandırabileceğini bilimsel veriler ve iyi örnekler üzerinden inceliyor.

Bunun yanında, yerel yönetimlerin, kültür-sanat kurumlarının ve ailelerin, çocukların ve gençlerin iyi olma halini güçlendirecek ve gelişim süreçlerine katkı sağlayacak adımlar atması için öneriler sunuyor.

Avrupa’nın en genç nüfuslu ülkesi konumunda bulunan Türkiye’de 0-17 yaş arasındaki çocuklar TÜİK verilerine göre1 toplam nüfusun %28’ini oluşturuyor. Nüfusunun %8’ini 4 yaşın altındaki çocukların oluşturduğu Türkiye aynı zamanda Avrupa ülkeleri arasında en yüksek küçük çocuk nüfusuna sahip olan ülke. Bu veriler ışığında, çocukların ve gençlerin iyi olma halini güçlendirecek ve gelişim süreçlerine katkı sağlayacak adımların atılması, kültür politikalarının da öncelikli konuları arasında yer alıyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) kültür politikaları çalışmaları kapsamında Prof. Dr. Feyza Çorapçı tarafından hazırlanan Erken Çocukluktan Gençliğe: Sanatla Büyümek başlıklı bu rapor, erken çocukluk döneminden itibaren sanat ile tanışmanın birey üzerindeki etkisini, gelişim psikolojisini temel alarak tartışmaya açıyor. 46 yıldır kültür-sanat alanında faaliyet gösteren İKSV’nin çocuk dostu bir kültür kurumuna dönüşüm sürecinde hazırlanan bu araştırma, vakfın alandaki ihtiyacı göz önünde bulundurarak attığı adımlardan biri. Raporda farklı sanat disiplinlerinin, erken çocukluktan başlayarak ergenlik dahil olmak üzere farklı dönemlere özgü temel gelişimsel özellikler üzerindeki rolü değerlendiriliyor.

Bu alandaki araştırmalar, çocukların en erken yaşlardan itibaren sanat ile buluşmasının dönüştürücü gücüne özellikle işaret ediyor.

Hayatlarının ilk yıllarından itibaren resim, müzik, hareket-dans gibi sanatsal etkinliklerle temas etmeleri, çocukların ileriki yıllarda kültür-sanata olan ilgi ve katılımlarının en belirleyici etmenlerinden biri olarak görülüyor.

Orta çocukluk ve ergenlik döneminde ise, yapılandırılmış, bir diğer deyişle düzenli yürütülen, çocuklardan belirli bir çaba isteyen, hedefleri net tanımlanmış sanat programlarına katılmanın, okul başarısından kimlik gelişimine kadar pek çok gelişimsel alanı nasıl etkilediği veriler üzerinden anlatılıyor.

Rapor, sanatla uğraşmanın sorgulama, araştırma, hayal gücünü kullanma, yaratıcı ve eleştirel düşünebilme, kendini ifade etme, empati kurma gibi becerileri kazandırma potansiyeline de işaret ediyor.

Sosyal problemler sanat yoluyla odağa alındığında, çocukların içinde yaşamak istedikleri çevreyi daha iyi düşünmeleri ve toplumsal sorumluluk duygularının artması mümkün oluyor.

Bunun yanında “Sanat etkinliklerine ailelerin ve çocukların ilgisi nasıl çekilebilir? Farklı gruplara yönelik olarak hazırlanan programlara erişim ve katılım imkânları nasıl artırılabilir? Sanatçılar tarafından tasarlanan ve yürütülen atölye çalışmalarında olumlu bir öğrenme ve etkileşim ortamı nasıl yaratılabilir?” soruları raporu şekillendiriyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), sanatın ve sanat eğitiminin çocuk gelişimi üzerinde oynadığı önemli rolü vurgularken sosyoekonomik durum, mültecilik, kültürel azınlık olma veya engellilik statüsünden bağımsız olarak toplumdaki her çocuğun sanata erişimini evrensel bir insan hakkı olarak savunuyor.

Oysa Türkiye’de sanat derslerinin okul müfredatındaki ağırlığının giderek azalmasıyla, özellikle dezavantajlı ailelerin çocukları nitelikli sanat deneyimlerinden mahrum kalıyor. Dolayısıyla, çocukların ve ailelerinin erken yaşlardan itibaren sanatla tanışmaları ve sanat yoluyla öğrenme deneyimleri kazanmaları için okul ortamı dışındaki sanat atölyeleri, önemli bir alternatif öğrenme ortamı olarak önem kazanıyor.

Bu bağlamda rapor, sosyo-ekonomik durumundan bağımsız olarak her çocuğun boş zamanlarında sanat programlarına erişebilmesi, kültür-sanat kurumları veya belediyeler tarafından tasarlanan programların nicelik ve niteliğinin iyileştirilmesi, yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde işbirliklerinin geliştirilmesine yönelik öneriler sunmayı amaçlıyor. Raporda gündeme getirilen bu verilerin ve iyi örneklerin, uzun vadede kültür politikalarının oluşturulmasına temel olacak bilgi birikimine katkıda bulunması ve gerekli yatırımların yapılabilmesine aracılık etmesi hedefleniyor.

Bunun yanında, yerel yönetimlerin, kültür-sanat kurumlarının ve ailelerin, çocukların ve gençlerin iyi olma halini güçlendirecek ve gelişim süreçlerine katkı sağlayacak adımlar atması için öneriler sunuyor.

İKSV Raporu’nun tamamına ulaşmak için tıklayınız